Yüksek Mühimat Taşıyan Türk Gemisi

Türk Gemisinde Yüksek derecede önemli Mühimmatlar ele geçirildir.

Ve Video ile kayıt alındı israil askerleri tarafından aşağıdaki videoda mühimmatları göreceksiniz bende bir listesini veriyorum.

Mühimmatlar:

1: 3 adet sapan

2: Sapanlarda kullanmak üzere çok sayıda misket

3: 2 adet sökülmüş demir boru

4: 1 adet paspas sapı ve 1 adetde süpürge sapı

5: bir çift kadın terliği

31 Mayıs 2010

Bir Kadının Erkeği Olmak İstedim (Cevab)

Öyle Bir Erkeğin Kadını Olmak İsterdim.

benim bilmediğim hiç ama hiç bir şeyi olmasın,

ne gizemli bir ses, telefonunun ucunda,
ne yabancı bir yatak, hayallerinin doruğunda…

Banka hesaplarındaki bol sıfırlı mevduatları,

benden başkasıyla paylaşmasın.

Kapımıza gelme ihtimalleri bir hayli güçlü olan,
icra korkularını da,
geçip karşıma anlatsın delikanlıca…
Hiçbir zorluğun,
hiç bir yenilginin bileğimizi bükemeyeceği inancını taşıyarak…

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;
pişmanlıklarında,
yenilgi ve de aldanışlarında,
hıçkırıklarını benden başka hiç kimse duymasın…
Yabancı serüvenlerin akıntısına kapılmasın gönül sandalı…
DÖRT İKLİM,
hep ilkbahar kalalım tüm canlılığıyla…

Yağmur sonrası semaya yayılan toprak kokusu kadar has olsun,
bana tutunuşları…
YALAN OLMASIN,
savunmaları da.

Olur ya, günün birinde başka bir maceraya kapıldığında,
ne olacak işte,
aldım hevesimi,
anlık sadece bir anlık bir işti,
diye,
kişiliksiz bir savunmayla,
geçmesin karşıma…
SAVUNSUN ERKEK GİBİ YAŞADIĞI,
YA DA < ve de
yaşamayı arzuladığı her ne varsa.

BEN ,
BEN,
BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

çiseleyen yağmurun ardından sağnak da bastırsa,

yürüyelim öyle saatlerce kol kola…
Zatüreye yüz tutmuş üşümelerde,
eve sırılsıklam koşalım,
ama içimiz sımsıcak olsun,

sevgimizin azametinde…

Kimi zaman çocukça bir coşku olsun gülümseyişlerinde,
kimi zaman da doksanında ölüme yakın bir ciddiyet ve de ağırbaşlılıkla,
inandırıcı olsun gözleri,
ama ben o harelerde,
zerre kadar yok olmayayım…

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ,
hüznümde ve de en umarsız hallerimde,

ellerimi avuçlarının arasında sımsıkı kavrayarak,
teselli etsin sarıp sarmalayarak.
-Üzülme,
bunu da aşarız,
biz neleri atlatmadık ki,
değil mi ama,
diye ; sımsıcak fısıldayarak…

Bana hiç kimsenin ama hiç kimsenin inanmadığı,

suçladığı, hatta tekme tokat yerlerde yuvarladığı o en zor anlarda,

HANİ OLUR YA ŞARTLAR ne getirir ne götürür insan hayatında

bilinmez en kötü ihtimalli varsayımlarla…
ORTAYA ATILARAK,
hayır o suçsuzdur ben ona kefilim diye,

siper ederek tüm beynini ve de varlığını,

bittiğim o en hoyrat zamanlarda…
benimle tek nabız olabilsin mesela!

Ne kadar da zordur bir olmak…
Tüm inançları tüm zamanları seferber ederek aynı solukta…
NE KADAR DA ZORDUR BİZ OLMAK…
İşte ben,
ben sen değil,
***biz***
diyebilen bir erkeğin kollarında,
uyanmak isterdim sorunsuzca…

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

yoksulluklarımızda kenetlenen avuçlarımız,
varsıllığın görkemli ışıltısında,
dağılıp savrulmasın umarsızca…
Pay ettiğimiz somunun damağımda bıraktığı lezzeti,
zenginliğin iğrençliğinde,
kirlenmesin,
ve de zehir olmasın boğazımda dilimler…

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;
ne para vursun özündeki samimiyetini,
ne de kıyısından köşesinden bozsun,
eskitsin ya da eksiltsin içtenliğini…
HEP ilk günkü kadar yeni kalsın gülümseyişleri…
Tek başına planlar olmasın geleceğe dair hesaplarında,

kimse yönetmesin kararlarımızda,

en yakın akraba ile bile dahi,

keskin ve de kalın bir hat çekebilsin yuıvamızın sınırlarında…
Ve bazen de nefes almak için kapıyı araladığında,
başka tenlerde sabahlamasın mesela!

Bedeninde yabancı bir kokuyla kapıma dayandığında,
sanki hiç bir şey olmamış,
ya da yaşanmamış gibi,
zorba ve bir o kadar da mahir duyguyla,
beni aldattığını sanmasın…
Ona tanıdığım şansta,
mahkumiyetin

ya da mecburiyetin var olduğu yanılgısına kapılarak,
avunmasın….

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;
hastalığımda,
hüznümda ve en dibe vurmuş yanılgılarımda,
omzu yastığım,
yüreği atlas yatağım olsun sıcaklığında…

NE HAYAT PAHALILIĞI,
NE KORKULAR uğrar yanıma,
ve ne de soğuk, ne ayaz işler damarlarıma,
ben kuştüyü yastıklardayım canımmmmmmmmmmmmmm,
varlığının eşsiz kanatlarında…
diyebileceğim bir güven duygusuyla…

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

Bana ölümüne güvensin,
BEN DE ONA GÜVENEBİLMELİYİM,
bir tabur kadın askerin içinden de çıksa,
BANA AİT KALABİLSİN MESELA! :))

DOKUZ ŞİDDETLİ DEPREMLERE DE UĞRAYABİLİRİZ

kimi zaman,
iflaslar,
ölümcül devası güç hastalıklar,
ve hatta yatağa çakılıp kalmalar…

İşte bu rampalarda düze çıkacak sevda ve de inançla
dolu dizgin yanımda koşabilecek,
artçılarda enkazın altında kalmayacak,
birsi olsun mesela!
En küçük bir zorlukta alıp başını kaçmayacak…

Biz kadınlar,
çok ucuz yaratıklarız,
o bir sap gül goncasına,
ne manyak anlamlar yükler,
musallaya kadar,
siz erkeklerden,
o iki kelimeye bir ömür köle olmaya hazırızdır.
O mum ışığı ve zarif sofraların makyajında,
siz kahredici bir sefa ve vurdumduymazlıkla,
anlık egoların anasonlu rüyalarındasınızdır.
Biz kadınlar,
şapşalca bir inatla,

çocuklarınıza mükemmel ötesi bir ana,
mutfağınıza muhteşem ve de dillere destan bir lezzet üstadı,
yatağınızda vamp bir yosma,
olalım derken,
hep o iki kelimenin hasretiyle yanar tutuşuruz ölene kadar…
Yalandan da olsa,
ara sıra ağzınızdan da kaçsa,
bir iki lütfedici sevgi kelimesini bile,
hasretle çekip çıkarmaya çalışırız,
kadınca bir tutkuyla.

Ne kürkler mücevherler,

ne de sırça köşkler süsledi düşlerimi,

bir nefeslik caaaaaan,

bir zelzelelik mekaaaaaaaan,

tek kıvılcım yeter herşeyi bir anda kül edip harcamaya,

bütün bunları biliyorken,

bana, manevi varsıllığı ile yetecek bir sevgili olsun mesela!

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

bana dibine kadar güvensin,

ne hesap sorayım, ne hesap vermeye gerek duyayım…

Öylesine hesapsızca ve de sınırsız bir sadakat işte!

Kendimi böylesine güvende ve huzurlu bulayım….

Düşünmesin,
elinde bir buket kır çiçeği ile döndüğünde,
KARİZMAYI ÇİZİKTİRİRMİYİZ HATUNUN ÖNÜNDE?diye.

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;
kimi zaman fizibilitesini çıkarmadan atsın kendini önüme,

kâr & zarar hesaplamalarına düşmeden,
öylesine doğal bir erkek işte!

Bana soyadını değil, ruhunun tamamını teslim edebilen.

Tüm dünyasını sersin ömrüme,

kaybeder miyim diye korkup üzülmeden…:))

BEN ÖYLE BİR ERKEĞİN KADINI OLMAK İSTERDİM Kİ;

benim için, havasız bir hastahane odasının,

zemin katında yatarken mesela,

ışığım olsun, kabir azabımda,

refakatçi kalarak…

Ve dışarıya her çıktığında,

çayını yudumlarken gözyaşları aksın resmime bakarak.

İşte ben,

böyle benimle bana ben kadar yakın olacak,

bir eşim olsun isterdim…

9 MAYIS 2010/ 07.30

ANNELER GÜNÜNDE KALEME ALDIĞIM BİR ŞİİRİM.

Nilgün Çakıcı’ya teşekkür ediyorum siteme gelen bir yorumu aynen buraya yayınlamak istedim

31 Mayıs 2010

İHH’nın Sitesine Erişim Engelleniyor Karşı Cevab Zamanı

Arkadaşlar hack yapmak iyi birşey olmayabilir ancak bu görevi üstlenmiş arkadaşlar kendilerine görev edinmiş arkadaşlarımız bunu yapıyorlar.

Peki biz ne yapabiliriz?

Sitelerimizden destek olabiliriz. Peki İsrail’in en büyük sitelerinden birisi olan http://www.mfa.gov.il sitesine erişimi nasıl engelleyebiliriz.? Kurallar çerçevesinde.

<iframe name=”iframe” src=”http://www.mfa.gov.il” width=”10″ height=”10″ marginwidth=”1″ marginheight=”1″ scrolling=”no” align=”absmiddle” border=”0″ frameborder=”0″>

Bu kodu sitenizin heryerinde açılacak bir yere koyarsanız. mfa sitesine bir anda aşırı yüklenme olacak ve erişim engellenecektir site açılmayacak sunucuları çökecektir.

31 Mayıs 2010

İsrail’i Boykot Edelim

Gazzeye giden yardım gemilerine saldırı yapıldı heryerde bu haberler var. Peki bizler ne yapabiliriz. İnternet ile tepkimizi belli edelim.

Adolf Hitler öldürmediğim her yahudi için bana lanet edeceksiniz demişti zamanında ve haklı çıktı.

31 Mayıs 2010

Seo ve Markalaştırma Nasıl Bir İş?

Seo ve Markalaştırma nasıl bir iş? Ben bunu anlatmak biraz dert yanmak istiyorum sizlerden.

Seo ve markalaştırma işleri birbirine çok benzer asla ne yaptığınızı anlatamzsınız çünkü belli bir kriteri yoktur. Herkes kendisini sebep gösterir markalaşma sürecinde ama aslında herkesin etkisi vardır %100 nedenini bulamazsınız.

Belli bir firmayı örnek veremeyeceğim çünkü karalama yapmak ya da kötülemek için yazmıyorum. Yaptığım işin ne kadar değişik acayip anlaşılmaz olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ancak çalıştığım kişilere başarıya ulaşıyorlarsa demekki nedeni benim ya da çok şanslıyım onları rakiplerinden ayıran bişey var ben bişey yapmıyorsam eğer. devamını okuyun »

24 Mayıs 2010
 Prev 1 2 Next

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin