Cocugumun İsmi Ne olsun?
Önce taraflar aşık olurlar birbirlerine… Artık hayat birlikte güzeldir. Akıp gider zaman birlikteyken Sıla’dan ayrılan tren misali. Flört denen evre başlamıştır bile…
Derken genellikle hatun kişi, nadiren er kişi ilişkinin anlam ve önemini belirten o can alıcı soruyu sorar, “sevgilim ne olacak bizim halimiz?”
Var olan ilişki her türlü sınavı vermişse, ilişkinin tarafları birbirinden vazgeçemeyecek durumdaysa ve artık vakit “işin adını koyma” vakti ise sancılı bir dönem başlar ki “eyvah” deyin gitsin. Evet evet, ailelerle tanışma vakti…
Önce er kişi müstakbel eşini annesi ile tanıştırır. Ardından aynı işi hatun kişi yapar. Oğlanın babası ile tanışılınca da en son “kız babası” duyar bu karmaşık duygularla karşılayacağı haberi.
Aileler tanışır, kız istenir, söz kesilir, nişan yapılır, düğün alışverişi yapılır… Bu evrelerde defalarca ayrılma noktasına gelir çiftler. Çünkü artık kendi aşklarını değil de toplumun dayattığı olayları yaşamaktadırlar.
Ve her türlü direnci gösterip nikah masasına oturan çiftler bir ömür boyu aynı yastığa baş koymak niyeti ile o hiç tanımadıkları adamın, hiç tanımadıkları bir adamdan aldığı yetkiye dayanarak sorduğu soruya “evet” yanıtını verirler.
Evlenirken birde karar alınmıştır. Özellikle hatun kişi dillendirir bu kararı. “Selami, en az beş sene çocuk yapmayalım tamam mı?” gibi cümleler kurar ve sözler alır J Ama er kişi bilir ki çocuk sahibi olmak bu toplumun dayattığı en büyük dayatmadır.
Derken bir – iki sene geçer evliliğin üzerinden. Çiftler için acı – tatlı birçok hatıra vardır bu dönemde. Tam ilişki rayına oturmaya, kişiler birbirinin huyunu suyunu öğrenmeye başlamıştır ki oğlan annesi toprağın altına gömdüğü savaş baltasını gün yüzüne çıkarıverir. “Selami evladım, babanla oturup düşündük, biz artık yaşlandık, bir ayağımız çukurda, dünya gözü ile torun sevmek istiyoruz” cümleleri ile ilk darbeyi vurur balta ile
Selami kara kara düşünmektedir. “Ulan babamla bula bula bu konuyu mu buldunuz da konuştunuz? Ben şimdi Aysel’e ne diyeceğim?” düşünceleri aklını tırmalarken, “baba” da anne gibi tahriklere başlamıştır bile, “Selami oğlum, annen konuşmadı mı senle? Eee ne diyorsun? Ne demek şuan Aysel istemiyor? Bak bilmem gereken bir rahatsızlığın var ise söyle” diye
Selami’nin tek şansı alıştıra alıştıra Aysel’e durumu anlatmaktır. Lakin Aysel’de konuya yabancı değildir. Aralarında örgütlenmiş olan hain dünürlerin hatun tarafı da bir yandan Aysel’i sıkıştırmaktadır “çocuk çocuk” diye.
Selami le Aysel’in baş başa verip çocuk yapma kararı alması gerekmektedir. Aslında karar çoktan verilmiştir de formaliteden konuşmak gerekir Bir akşam evde otururlar ve karar verirler çocuk yapmaya Zira çocuktan başka da yapacak bir şey, gidilecek bir çıkar yol bulunmamaktadır.
Birkaç denemeden sonra nihayet önce eczane testi, ardından da kan ve idrar testi ile müspet sonuç kesinleşir. “Selami hamileyim” diye bir çığlık duyuluverir apartmanın koridorlarında.
Doğmamış çocuğa en son giyeceği donu biçmek adetlerimizden olsa gerek, “doğum yapılacak hastaneye karar verilmeden, çocuğun ismine karar verilmek istenir”
Zavallı Selami kendinden emin bir tavırla “erkek olursa rahmetli dedemin, kız olursa rahmetli ana annemin adını koyacağız” der. Aysel ise “madem birinin büyük anne ve babasının adı konulacak benimkileri koyalım, dokuz ay ben taşıyorum karnımda beyefendi” şeklinde cevap verir. Tartışmalara en direk şekilde dünürlerde dahil olurlar.
İsim koyma konusundaki “idrar yarışı”, çifti nerede ise ayrılma sürecine götürmektedir. “Bu duruma el koymanın zamanı geldi artık!” diyen Selami’nin aklına parlak bir fikir gelir “Yahu bize ne büyüklerden, biz kendi çocuğumuza beğendiğimiz ismi koyalım” der. Derken internette envai çeşidi bulunan ama en kapsamlısı her hamile anne ve bebek bekleyen baba tarafından tescillenmiş olan isimbulamadim.com isimli siteye girilir. “Erkek isimleri”, “kız isimleri” hatta “Osmanlıca sözlük” bile araştırılır. Lakin erkeğin beğendiğini kadın, kadının beğendiğini erkek beğenmez.
En sonunda genel itibarı ile anne tarafından daha çok beğenilen ve babanın “eh ne yapalım, dediğin gibi olsun” diyeceği bir isim seçilir J Tabi dünür kısmı bu kararı değiştirmek için elinden geleni ardına koymaz
Çabalar nafile olur. Çift karar verdiği ismi, bebeğin doğumuna müteakip Nüfus Müdürlüğü’nde tescil eder. Derken ilk etapta garip gelen o isim, dünürlerin ağzında pelesenk halini alır. Dünyalar tatlısı bebişimiz ömür boyu o adla çağırılacaktır.
Ne o? Hikaye bir yerlerden tanıdık mı geldi yoksa?














Comments of this post
Kuzey
27 Kasım 2011
Özgür olmak: nedir özgür olmak acaba?:evlenme zamanını mı?, çocuk yapma zamanını mı yada isminin ne olacağını mı seçmek? “Aile” nedir nasıl aile olunur hiç bir yerde yazıyormu acaba.Deniz kenerında iki arkadaş konuşuyorlar konu özgürlük o sırada martılar limana yanaşan bir yatın etrafında tur atmaya başlarlar iki arkadaştan biri martıları işaret ederek bunlar kadar özgür olmak isterim!!!.. der diğer arkadaş cevaben şöyle der,( tam o sırada martılar teknenin üstünden denize dökülen artıklara süratle saldırırlar ve büyük bir gürültü olur çünkü yemek vaktidir her canlı kendini beslemek zorundadır.)işte senin özgürlüğüne imrendiğin bu kuşlar var ya hergün sabah akşam buraya gelip bu tekneleri beklemek zorunda yaşamak için yemek zorunda.Özgürlük ;hiç kimseye bağlı olmamakmı,her istediğini sınırsız yapmakmı istediğin zaman yemek içmekmi hiç evlenmemekmi acaba çocuğum okulu bitirebilecekmi diye düşünmemekmi şu çocuğumun düğünününü nasıl yaparız acaba dememekmi yada yapayalnız yaşayıp yapayalnız ölmekmi.Yok bana byle bir özgürlük lazım değil,ama ben almak isteyene mani olmayayım.