5. Gün

Son 4 gündür düzenli olarak blogta yazı yazıyorum. Bunu uzun bir süre devam ettirmek istiyordum aslında sonda bugün saat 20:57’de farkettim ki bugün yazı yazmamışım ve hazırda bir yazımda yoktu.

Aslında o kadar çok yazılacak şey vardı ki. Bugün Taksim’de patlayan bombadan sonra. Daha geçenlerde Ankara’da patladı. Bugün Taksim’de yarın nerede patlayacak bilmiyoruz. Açıkcası insan üzülüyor.  Kendi tanıdığı biri ölmese bile. Çünkü herkes orada olabilirdi. Siz dahil.

Sonra sosyal medyayı açıyorum insanlar haklı olarak birilerini eleştiriyorlar %99.9 haklılar. Hükümet ülke güvenliğini korumakla görevli. Ama bir yandan da gerçek bir canlı bombayı yakalamak bence çok zor. Adamlar çok değil bir kaç sene önce plazaya uçakla daldılar sonuçta.

Benim üzüldüğüm diğer bi konuda bu haklı olarak kızan insanları koyunların verdiği oylar yüzünden oldu demesi. Siyasi görüş tartışmayı pek sevmem konuşmamda. Ama çevremde bu görüşte olan kişilere şunu sormuşumdur %99 seçimlerden önce. Kime oy verilmeli? Öyle birisi gösterilsin ki oy verelim ve işe yarasın. Cem Uzan gibi birisi gelip parti kursa muhtemelen düşünmeden verirdim oyumu. Çünkü yeni birisi tanımıyorum ve şans vermek isterim. Bu arada bu seneki ilk seçimlerde oyumu Metin Şentürk‘e vermiştim. Görmezden gelmemek gerektiğini düşündüğüm için:)

Neyse konuya dönelim kime oy vermeli diye sordum hepsi A partisine vermede kime verirsen ver. Böyle bir siyasi görüş olabilir mi? Savunduğun kimse yok ama kimi savunmadığını biliyorsun. Aferin ama birde destekleyeceğin adama ihtiyaç var. 100 farklı parti varti var ufak tefek LDP gibi idealist güzel kafaya sahip partiler. Ama bu şekilde bir şey ifade etmiyor. Nasıl ülkede güçlü bir sağ parti var ise güçlü birde sol görüşlü partiyede ihtiyaç var bunlar birbirlerini tamamlamalılar. Tek bir görüş zaten şekil A’da olduğu gibi çok başarılı değil.

Kısacası siyasi partilere kızabilirsiniz ama onlara oy verenlere bu şekilde ithamlarda bulunmak yanlış hele karşılarına adam gibi bir alternatif çıkartamadığınız sürece bunu söylemeye kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum.

Patlayan bombalar ise içimizi gerçekten acıtıyor. Hırsızın hiç mi suçu yok hesabı. Bombayı patlatanların tabiki suçu var ama onları tanımıyoruz. Bizim hesap sorabileceğimiz merci devlet, hükümet, güvenlik güçleri onlarda teröristlerden hesabını sormalı.

İstanbul

İstanbul dünyanın merkezi desek abartmış olmayacağımız bir şehir. 29 yıldır yaşıyorum ama hala gezip görmediğim yerleri olduğunu biliyorum. O kadar büyük bir şehir. 20 yaşında Galata Kulesi‘ne çıkmış birisiyim. Nedense çok büyüleyici olmasına rağmen haftada bir kaç kez Eminönü tarafından gördüğüm bir yer olduğu için benim için sıradan gibiydi. Ama üniversiteden gezmek için gelen arkadaşlarım için ise onu uzaktan görmek bile çok güzeldi.

Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi

Sevdiğim çıkınca İstanbul’u uzunca seyretmek istediğim bir yer çay değil kahve içmesi güzel.

Taksim

taksim

Gece hayatıyla bütünleşmesi itici gelen ama oradaki kiliseyi gezmek o tramvaya binmek ya da onu giderken arkasından seyretmek. Güzel olan taksimde yürümek.

Beyazıd

beyazıd

Benim en sevdiğim yerlerden oradan Sultanahmet meydanına yürümek ya da Süleymaniye’de kurufasulyecilere gitmek, Kapalıçarşı’da kahve içmeğe gitmek kısacası sadece Beyazıd Meydanı değil o civarda dolaşmak huzur veriyor insana.

Edirnekapı

Edirnekapı

Çocukluğumun geçtiği yer ilkokul yılları, şimdiki bazı arkadaşlarımın gitmeye yaşamaya çekindiği yerler ama hala bana göre en güvenli sokaklar orası, akşamları çingenelerin sokaklardaki eğlencelerini izlemek, topraklarda misket oynamak.

 

Benim için İstanbul buralar Beylikdüzü, Avcılar başka bir şehir.

*Resimler internetten rastgele alınmıştır. Umarım kendi çektiklerim ile değiştireceğim.